Monday, 19 January 2009

şeffaflık

Kimin dediğini de çok iyi hatılıyorum, Ejder demişti, şeffafsın, yanındakinin derdini tasasını kopyalıyorsun, sanki anlıyorsun, anlamaya çalışırken o oluveriyorsun, bu sefer sen üzülüyorsun diye.
Şimdi Can'ı kopyalıyorum sanki, burdaki yeni kardeşim, düşüncesiyle, hassasiyetiyle ve bazen olgunluğuyla onu o kadar iyi anlıyorum ki, birşey yapamıyorum.
Belki uykusuzluktan ama genel olarak keyifsizlikten şafak sayıyor, haksız değil, yani en azından ona şeffaf olabiliyorum.
Ama tabii şeffaf olamadıklarım yok değil, tıpkı Ali Yamaç'ın dediği gibi herkesi seviyor muyum diye düşündüğümde sanırım herkesi sevemiyorum.
Hatta kahramankaptanın dediği gibi iyi de değilim. Ona göre iyi demek, kötülük yapamadığı için iyi olan demek değil. Kötülük yapabilecek düşüncede ve güçte olup, bunu seçim olarak yapmamak anlamına geliyor.
Bu durumda günlerin geçmesini bekliyorum, istanbula dönmek istiyorum. Bugün Pasifik'e baktığımda nerden yüzsem varırım diye düşündüm, ne yazık ki çok uzak geldi.
Evimi değil de İstanbulu özlemek, Ali Yamaç'ın evinde akşam içip, gündüz herkes gittikten sonra ayılmaya çalışırken Ali abimle sohbet etmek istediğimi farkettim.
Konuşacak ne çok şey var şu anda...
Uzakta olunca, bazen herşey o kadar anlam değiştiriyor ki, uzaktan o kadar ii görebiliyor ki insan ...

No comments:

Post a Comment