Saturday, 17 January 2009

090117_CUMARTESİ

090117_CUMARTESİ
Başlık: Tatil günü öncesi, bugünü ve sonrası


Tatil gününün en güzel yanı bir gece öncesinin de tatil olmasıdır. Her ne kadar daha yeni başlamış olsak da dalışlara ara vermek 1 gün bile olsa oldukça iyi geldi. Ve tabi havaın günlük güneşlik olması bu güzel tatil günümüzün keyfini daha da arttırdı.
Öncelikle 16sı akşamından bahsetmek istiyorum. Eve gelince tatilden de yararlanıp hem blogları yazmak hem de fotoğraf aktarımlarını yapmak dışında, çamaşır yıkayıp, japonyadaki ilk gündelik yaşam rutinlerine başlamış oldum. Ardından koşturmaca içinde Enomoto-san’ların daveti üzerine İsmet ve Uğur katdeşlerin Türk Restaurant’ına gittik. Herşeyiyle bir Türk restaurant’ı, duvarlar İznik çinisi, duvarlar çeşitli yörelerden kilim ve halı kaplı. Sahipleri ise, tam bir Türk misafirperverliği sergilediler, ve Japon malzemesiyle yapılabilecek en lezzetli Türk yemeklerini hazırladılar. Mutfak sohbeti sırasında daha da ayrıntılı olarak onları tanıma fırsatı bulduk.
Ardından Enomoto-san’ın daveti üzerine Karaoke bara gittik. Japonların kş akşamlrındaki en büyük eğlencesi bu olmalı. Önünüzdeki listeden istediğiniz dilde şarkı seçip buna eşlik ediyorsunuz, ama bunu tabii Japonlar kadar iyi yapamıyorsunuz. İspanyolların Tango yapması gibi, onlarında milli eğlence şekli bu olmalı. İçtiğimiz şohoların etkisiyle sarhoş olup, japonlarla iyice kaynaştık.
Ardından yorgun argın eve geldiğimde günü düşünürken, bulduğumuz parfüm şişesi için, Ertuğrul kitabından şu satırlar aklıma geldi:

"(...) İkincisi sana bir şişe bıraktım. Bu şişenin içinde benim gözyaşlarım var. Senden ayrı kaldığım zamalar çok ağladım. Gözyaşlarımı bu şişenin içinde topladım. Şimdi bu şişeyi veriyorum sana, bu benden sana en büyük hatıradır Ali. Bndan sonra bu şişeyi ömrün boyunca sakla. Bu sana olan bağlılığımın, sana olan muhabbetimin, sana olan sevdamın bir nişsanıdır." Erdoğan Şimşek

Ertesi gün tatil günümüz olduğu için, sadece gezmekle meşguldük. Japonyaya salınmış 10 turist olarak öncelikle Balina Müzesi’ne sonar ise Kushimoto Akvaryum2una gittik. Gördüklerimiz beni insanoğlunun hangi milletten olursa olsun hayvanlara şov amaçlı olarak eziyet ettiklerini hatırlattı. Açıkçası günün en güzel anı, İspanyol ekip aradaşlarımızla, marketten aldığımız yemeklerle Deniz kıyısında sakin bir kumsal bulup, güneş altında piknik yapmamızdı. İşte Akdenizli her yerde Akdenizlidir, Türkü, Yunanı, İtalyanı, İspanyolu hiç farketmiyor.

Güzden Varinlioğlu

Ayse Hanim'dan Ali Bey'e mektup

"(...) İkincisi sana bir şişe bıraktım. Bu şişenin içinde benim gözyaşlarım var. Senden ayrı kaldığım zamalar çok ağladım. Gözyaşlarımı bu şişenin içinde topladım. Şimdi bu şişeyi veriyorum sana, bu benden sana en büyük hatıradır Ali. Bndan sonra bu şişeyi ömrün boyunca sakla. Bu sana olan bağlılığımın, sana olan muhabbetimin, sana olan sevdamın bir nişsanıdır." Erdoğan Şimşek
İste bu şişeyi bulduk dalışta, yani ben öyle diyorum en azindan :)

ekip ve iste asil gercekler

Jorge: Gitme Jorge, bosver ispanyayi, biz sensiz ne yapariz. Sessizce espiri yapan ve hayattan zevk alan tipler vardir ya, nadiren de olsa cevremizde, iste onlardan, hala aklima geldikce guldugum anlik espirileri inanilmazdi, ama ne yazik ki gidiyor. Cok arayacagiz onu!
Jordi: Babasina cok cekmese de o da fena degil eglenme konusunda, sanki baba o da cocuk babasi gibi. Karaokede cok cekingenlik yapti, ama olsun, biz onu da seviyoruz. Gozleri bir sahane cocugun, bir de neyseki ingilizcesi iyi de anlasabildik.
Maria (Tote): Muthis kadin Tote, her ise yariyor, cok ama cok kotu onun gidiyor olmasi. Bir akademisyen inatciliginda ingilizceyi tane tane ama yarim yamalak konussa da onu da cok sevdim.
Can: Kahvemakinasi ve noddle manyagi, ama gercekten manyagi. Onu hayatta baska ne daha cok heyecanlandiriyor bilmem ama dalisi ve tekneyi pek sevmedii kesin! Bundan sonra tekneye o da gelmzese yandim valla
Berta: Bir adamin basina gelebilecek en guzel sey, inanilmaz bir kadin hep cok sevmisimdir ve cok sevecegim.
Bugun ispanyollar gidiyor, kaldik japonlarla, bakalim neler olacak,
arkasi yarin

capon copu ve capon tuvaleti

evet bunca zaman sonra sanirm trafigin tersten akmasi, merhaba dediklerinde one devalarca egilip durmalari herseyi sopalarla yemeleri disinda bir gariplik yok desem de bugun ispanyolarin son gunu oldugu icin bir genel capon degerlendirmesi yaptik:
1. capon tuvaletleri inanilmaz, hem klozet isitmali hem de cesitli yerlerde o kadar cok dugme var ki, kendi kendine popo yikayani bile var! Bir de dugmelere basmayi bilsek, yani okuyabilsek :) Tote gecen bir dugmeye basmis, etrafta dudukler otmeye baslamis :)
2. Capon copu! Copler, metaller, platikler (yanabilen ve yanamayan) organikler ve kagit-ahsaplar olmak uzere cesit cesit, ornegin sofradan kaktiniz, ayikla babam ayikla, bu copeleri de hergun sokaga koyamazsiniz, hergun bir cesit aliyorlar, saka sanirsiniz, ya da ne var canim cop ayirmakta derseniz, bunu bir de hergun yapmayi deneyin :)
Akdeniz sicakligiyla japonyadan yorumlar bunlar, gerisini bilmiyorum, ama turk her yerde turk, dunku turk restauranti gezisi tam bir eglenceydi benim icin, cay, sigara sohbet derken, resmi sofradan uzaklasip mutfakta turk restaurant sahipleriyle sohbet etmek ii geldi. İsi asli, turklerin nasil da ayni seylerden bahsettigini anladim: para, karilari ve karilarinin paralari, yasadgi ulkenin milletini sevmemek. İsin acikcasi, yemek yaparak hali satarak heryerde gecinebiliriz millet olarak

090116_CUMA

090116_CUMA
Başlık: parfüm
650 askerin olduğu bir fırkateynden çıkması hiç beklenmeyen şey parfüm şişesi olmalı! Eşine sevgilisine hediye alınmış olabilir, teknede kadın varmış gibi yorumları yaptıktan sonra aklıma Ertuğrul hakkında Erdoğan Şimşek tarafından yazılan “Vuslata Beş Kala, Gidip de Dönmeyenler: Ertuğrul” kitabındaki Ali Bey ile karısı Ayşe Hanım’ın yadığı veda mektubu aklıma geldi. Ayşe Hanım bu mektupla beraber, yokluğunda koklasın diye geceliğini, bir tutam saçını ve o yokken biriktirdiği gözyaşlarını koyduğu küçük bir parfüm şişesini vermişti. Kitap bitene kadar Yarbay Ali Bey’in kazada ölüp ölmeyeceğini merak ediyordum. İşte bu küçük şişe, parfüm şişesi yerine, Ali Bey’in karısının gözyaşlarını doldurduğu şişe olduğuna inandım. Duygusal olmayan yanımın bile acıyacağı hikayeler olduğunu düşünüyorum, işte bu şişe de kocasını beklerken biriktirdiği gözyaşlarını koyduğu şişeydi, ya da değildi ama ben buna inanmak istedim.
Bugün bir de yüksük benzeri bir cisim buldum, artık çivi dışında birşey buldukça çok seviniyorum. Artık yavaş yavaş Ertuğrul heyecanını içimde hissetmeye başladım. Bakalım sonraki haftalarda daha neler bulacağız.
Güzden Varinlioğlu